Kitaplardan Ekrana Harry Hole: Beklentim ve Gerçekler
Benim için Harry Hole zaten kitaplardan tanıdığım, inişli çıkışlı bir karakterdi. Ama Jo Nesbø's Detective Hole ile onu ekranda görmek… açıkçası bambaşka bir deneyim oldu.
Diziyi izlemeye başlarken içimde biraz tereddüt vardı. Çünkü kitaplarını okuduğum karakterlerin uyarlamaları çoğu zaman beni hayal kırıklığına uğratıyor. Ama burada ilk bölümden itibaren şunu hissettim: Bu dizi, Harry Hole’u “yumuşatmaya” çalışmıyor. Aksine onun karanlığını daha da sert bir şekilde yüzüme vuruyor.
9 bölüm boyunca izlediğim şey klasik bir polisiye değildi. Evet, ortada bir seri katil var, Oslo’da işlenen ritüel cinayetler var… ama aslında dizi daha çok bir insanın iç çöküşünü anlatıyor. Harry’nin alkolle mücadelesi, geçmişiyle hesaplaşması ve kendi sınırlarını sürekli zorlaması dizinin merkezinde. Tobias Santelmann’ın performansı da bu noktada beni gerçekten etkiledi; çünkü Harry’yi “cool dedektif” gibi değil, yorgun ve kırılmış bir adam gibi oynuyor. Jo Nesbø benzerliği de gözümden kaçmadı. Kitapları okurken de kahramanın yazarla benzerliğini düşünüyordum.
Dizinin atmosferi ise beni en çok içine çeken şeylerden biri oldu. Kitaplarda hissettiğim o karanlık hava burada çok daha görsel ve sert bir şekilde karşıma çıktı. Oslo neredeyse gri, kirli ve boğucu bir karakter gibi. İzlerken içim sıkıldı mı? Hem evet hem hayır. Ama zaten bu hikâyenin amacı da biraz bu değil mi? İskandinav kitap ve filmlerini sevdiğim için karamsar atmosfer o kadar da itici gelmedi.
Bir yandan şunu da fark ettim: Dizi, olay örgüsünü zaman zaman fazla karmaşık hale getiriyor. Gizli örgütler, polis içindeki çatışmalar, farklı suç hatları derken bazen “şu an neyi takip ediyorum?” diye düşündüğüm oldu. Özellikle 9 bölümün tamamına yayılınca tempo yer yer düşüyor. Nitekim bazı yorumlarda da dizinin fazlasıyla karanlık ve ağır bulunduğu söyleniyor.
Ama yine de benim için dizinin en güçlü tarafı şu: Harry Hole karakterine sadık kalması. Çünkü o zaten kolay sevilecek bir karakter değil. Onu sevmek için biraz sabır, biraz da empati gerekiyor.
Kendi adıma söylemem gerekirse, bu dizi beni “çok eğlendiren” bir yapım olmadı… ama kesinlikle etkileyen bir yapım oldu. İzledikten sonra hafif bir ağırlık kalıyor üzerimde. Ve sanırım bu da tam olarak Harry Hole’un dünyasına yakışan bir his.
Eğer kitapları okuduysanız, diziyi izlerken sürekli karşılaştırma yapmanız kaçınılmaz. Ama ben bunu bir dezavantajdan çok farklı bir deneyim olarak gördüm. Çünkü bu kez Harry’yi sadece okumadım… onu izledim, hissettim ve biraz daha anladım. Dizi 5. kitap Şeytan Yıldızı' ndan uyarlanmış.