Nora Roberts – Shelter in Place: Karanlığın İçinden Çıkmak


Bazı günler hayatı ikiye böler: Öncesi ve sonrası. Nora Roberts’ın Am dunkelsten Tag adlı romanı da tam olarak böyle bir günün hikâyesini anlatıyor. Romanın orijinal adı Shelter in Place ve 2018 yılında yayımlanmış. Almanca baskısı ise Am dunkelsten Tag adıyla yayımlanmış.

Nora Roberts denince çoğumuzun aklına romantizm gelse de yazar, bu romanda aşkı gerilim, suç ve psikolojik dramayla bir araya getiriyor. Ortaya ise yalnızca bir saldırının değil, o saldırıdan sonra hayata yeniden tutunmaya çalışan insanların da hikâyesini çıkarıyor.

Her şey sıradan bir akşamla başlıyor

Portland, Maine'deki bir alışveriş merkezinde herkes kendi dünyasında. Üç genç sinema filminin başlamasını bekliyor, mağazalarda alışveriş yapılıyor, insanlar günlük hayatlarının telaşı içinde.

Sonra silah sesleri duyuluyor.

Bir anda sıradan bir akşam korkunç bir kabusa dönüşüyor.

O sırada tesadüfen olay yerinde bulunan polis memuru Essie McVee, hiç vakit kaybetmeden harekete geçiyor. McVee ve meslektaşlarının saldırganları etkisiz hâle getirmesi yalnızca sekiz dakika sürüyor. Ancak sekiz dakika, bazı insanlar için bir ömür kadar uzun; birçok kişi içinse artık çok geç.

Romanın etkileyici tarafı da tam burada başlıyor. Çünkü Roberts, saldırıyı yalnızca bir başlangıç noktası olarak kullanıyor.

Asıl hikâye saldırıdan sonra başlıyor

Birçok gerilim romanında olay çözüldüğünde hikâye de sona yaklaşır. Am dunkelsten Tag ise tam tersini yapıyor.

Hayatta kalanlar için saldırı sona ermiş olsa da yaşananların etkisi sona ermiyor. Korku, kayıp, travma ve suçluluk duygusu karakterlerin hayatlarının bir parçası hâline geliyor.

İnsanların yeniden normal bir hayat kurmaya çalışırken geçmişle mücadele etmeleri romanın en güçlü yönlerinden biri. Roberts böylece yalnızca “Ne oldu?” sorusuna değil, “Böyle bir olaydan sonra insan nasıl yaşamaya devam eder?” sorusuna da odaklanıyor.

Ve elbette tehlike tamamen ortadan kalkmış değil.

Saldırının arkasında başka bir planın ve görevini tamamlamaya kararlı başka bir kişinin bulunması, romanın gerilim dozunu yeniden yükseltiyor.

Nora Roberts'tan farklı bir gerilim romanı

Am dunkelsten Tag, klasik bir polisiye ya da yalnızca romantik bir roman olarak değerlendirilmesi zor bir kitap.

Roman; gerilim, romantizm ve psikolojik dramı bir araya getiriyor. Bu nedenle Roberts'ın özellikle karakter odaklı anlatımını seven okurlar için ilgi çekici olabilir.

Yazarın güçlü olduğu noktalardan biri, karakterlerini yalnızca olayların içinde hareket eden kişiler olarak bırakmaması. Yaşadıkları travmanın onları nasıl değiştirdiğine, korkularıyla nasıl başa çıktıklarına ve yeniden güvenmeyi öğrenmelerine de yer veriyor.

Bu açıdan kitabın “kötülük ile iyiliğin mücadelesi”nden daha fazlasını anlattığını söylemek mümkün. Bir anlamda hayatta kalmanın ne demek olduğunu sorguluyor.

Kitabın en dikkat çekici tarafı: “Sonrası”

Bence romanın en ilginç tarafı, saldırının kendisinden çok sonrasına odaklanması.

Çünkü bir felaket sona erdiğinde hayat gerçekten normale döner mi?

İnsan korktuğu bir yerde yeniden kendini güvende hissedebilir mi?

Yaşananlardan sonra başkalarına güvenmek mümkün müdür?

Ve en önemlisi: Geçmişin gölgesinden çıkıp yeniden bir gelecek kurmak mümkün müdür?

Roberts'ın romanı bu soruların etrafında ilerlerken karakterlerin kişisel hikâyelerini de gerilim örgüsünün içine yerleştiriyor.

592 sayfalık sürükleyici bir hikâye

Almanca baskısı yaklaşık 592 sayfa olan Am dunkelsten Tag, kısa bir gerilim romanı değil.

Bu uzunluk, özellikle karakterlerin geçmişlerini ve yaşadıkları değişimleri görmek isteyen okurlar için avantaj sağlıyor. Ancak kitabın temposu yalnızca aksiyon üzerinden ilerlemiyor; psikolojik ve duygusal bölümler de hikâyenin önemli bir parçası.

Dolayısıyla sürekli kovalamaca ve aksiyon bekleyen okurlar için biraz daha karakter merkezli bir anlatım söz konusu. Buna karşılık gerilimle birlikte güçlü karakter ilişkileri ve romantik bir damar arayanlar için kitap oldukça uygun.

Kitap yayınlanalı oldukça uzun bir süre olmasına rağmen Türkçe bir çevirisini bulamadım 

Sonuç: Karanlığın ardından yeniden başlamak

Am dunkelsten Tag, büyük bir trajedinin yalnızca o anda yaşayan insanları değil, sonrasında hayatlarına devam etmeye çalışan herkesi nasıl değiştirebileceğini anlatan bir roman.

Nora Roberts, gerilimin içine romantizmi ve psikolojik dramı yerleştirirken okuyucuyu yalnızca “katil kim?” sorusuyla baş başa bırakmıyor. Daha insani bir sorunun peşinden gidiyor:

Korkunç bir günün ardından yeniden yaşamak mümkün mü?

Romanın cevabı ise karanlığın tamamen yok olmadığı, ancak insanların onunla yaşamayı ve yeniden ışığa doğru ilerlemeyi öğrenebileceği fikrinde yatıyor.

Yazardan diğer okuduklarım:

Yeşil, Mavi, Kırmızı

Herz aus Glass

Yıldız Üçlemesi

Die Tochter des Goldsuchers

Die Sterne Mithras

Yorum Gönder

Yorumlara link eklemeyiniz tıklanabilir link olan yorumlar yayınlanmaz. Please do not add your links in the comments; they will not be published. And please write only in Turkish, English and German.

Daha yeni Daha eski