Kahve Konuğum - Makbule Abalı

 ''Bir yastık arıyorum kuş seslerinden

mühim değil sonrası''

İbrahim Tenekeci

Bugün hem çok eski bir blog arkadaşımız emekli rehber öğretmen Makbule Abalı' yı kahveye konuk etmek istedim. Makbule hanım, okumayı, yazmayı, çiçekleri ve doğayı çok seviyor. Duygu dolu, özenle yazılmış blog yazılarını okumak çok keyifli.


Uçun Kuşlar benim için bir blogdan çok daha fazlası. Her yazıyı okuduğumda sanki yazarla karşılıklı oturup sohbet ediyormuşuz gibi hissediyorum. Hayata, zamana, insana ve anılara dair söylenenler çok tanıdık, çok gerçek. Abartı yok, yapaylık yok; kelimeler olduğu gibi, içtenlikle akıyor.

Bu blogda kendimi yavaşlamaya davet edilmiş hissediyorum. Düşünmeye, hatırlamaya, bazen susup sadece hissetmeye… Yazılar bana şunu hatırlatıyor: Hayat aceleye gelmemeli, yaşanan her anın bir değeri var. Uçun Kuşlar, ruhuma iyi gelen, içimde sakin bir iz bırakan nadir bloglardan biri.

Ayrıca yeni kitabından da biraz bahsetmek istiyorum. 

Geriye Kalan '' Alzheimer' lı Bir Hastanın Yakını Olmak'' kitabı hakkında


Yaşamın her evresi, kendine özgü renkleri ve duygularıyla akıp gidiyor. Zaman ilerledikçe geride anlar, izler ve hatıralar bırakıyoruz. İnsan ömrü; tıpkı doğa gibi ilkbaharın tazeliğini, yazın coşkusunu, sonbaharın dinginliğini ve kışın sessizliğini içinde barındırıyor. Başlangıçta göz kamaştıran canlı tonlar, zamanla yerini daha yumuşak ve solgun renklere bıraksa da her dönem kendi ruhuyla, kendi güzelliğiyle değerli. Nasıl ki doğanın her mevsimi ayrı bir anlam taşıyorsa, insan hayatındaki her aşama da öyledir. Günün birinde, yaşanan onca şeyin ardından dönüp bakacak ve “Hayat bir düş gibiydi” diyeceğiz. O an geldiğinde her şey yaşanmış, geçmiş olacak; geriye yalnızca biriken anılar ve deneyimlerin bütünü kalacak.

Bu kitapta, yaşamı tüm içtenliğiyle kucaklayan; sevgiyi, emeği, üretmeyi ve paylaşmayı hayatının merkezine alan bir insanın yıllar içinde biriktirdiklerine tanıklık ediyoruz.

Makbule Abalı' nın kendi anlatımıyla, bu eser yalnızca yaşam öyküsü sunmakla kalmıyor; “insan olma” kavramına dair çok daha derin bir bakış açısı da paylaşıyor. Bana göre kitabın en güçlü yönü, her yaştan okura kendin olmanın, geçmişi sahiplenmenin, sevgiyle paylaşmanın ve üretmenin asla modasının geçmediğini; üstelik hiçbir zaman geçmeyeceğini hatırlatması.

Alzheimer hastası yakını olan çevremde çok insan tanıdım. Kişinin kendisi için de zor ancak aileler daha çok etkileniyor kanımca. Ben Avusturya' da pek Türkçe kitaplara ulaşamıyorum ama mutlaka okunmasını tavsiye edebileceğim bir kitap; çünkü Makbule hanımın kalemine çok güveniyorum. Ayrıca kitabının gelirini de Mersin Alzheimer Derneğine bağışlamış.


Sizler kitapçıların yolunu tutarken, ben de onu köpüklü bir Türk kahvesine davet ediyorum. 

Tüm kahve konuklarım: Kimler Geldi, Kimler Geçti




Yorum Gönder

Yorumlara link eklemeyiniz tıklanabilir link olan yorumlar yayınlanmaz. Please do not add your links in the comments; they will not be published. And please write only in Turkish, English and German.

Daha yeni Daha eski