Son yıllarda gençler arasında artan zorbalık vakaları, şiddet olayları ve hatta cinayetler, toplum olarak hepimizi derinden sarsıyor. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle görünür hâle gelen bu sorunlar, aslında uzun süredir biriken psikolojik, sosyal ve kültürel problemlerin sonucu. Bu yazıda; gençler arasındaki zorbalığın nedenlerini, şiddetin nasıl bu noktaya gelebildiğini ve son yıllarda sıkça duyduğumuz incel kavramını tüm boyutlarıyla ele almak istiyorum.
Gençler Arasında Zorbalık: Görünmeyen Bir Salgın
Zorbalık, yalnızca fiziksel şiddetten ibaret değil. Alay etme, dışlama, tehdit, siber zorbalık ve psikolojik baskı da zorbalığın önemli parçaları. Özellikle ergenlik döneminde gençler;
- Kimlik arayışı içinde oldukları,
- Aidiyet duygusuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç duydukları,
- Onaylanmak ve kabul edilmek istedikleri
bir süreçten geçiyorlar. Bu kırılgan dönem, hem zorbalığa maruz kalma riskini artırıyor hem de bazı gençlerin zorba davranışlar geliştirmesine zemin hazırlıyor.
Sosyal medyada yapılan küçük bir yorum, paylaşılan bir fotoğraf ya da bir dedikodu, gençlerin hayatında geri dönüşü zor yaralar açabiliyor. Zorbalığa maruz kalan gençlerde;
- Özgüven kaybı
- Depresyon ve kaygı bozukluğu
- Okuldan uzaklaşma
- İçe kapanma ve yalnızlık
gibi sonuçlar sıkça görülüyor.
Zorbalıktan Şiddete Giden Yol
Her zorbalık vakası şiddetle sonuçlanmaz; ancak uzun süreli dışlanma, aşağılanma ve değersizlik hissi yaşayan bazı gençler için bu duygular zamanla öfkeye dönüşebiliyor. Özellikle destek görmeyen, anlaşılmadığını düşünen ve yalnız kalan bireylerde bu öfke, kontrolsüz bir şekilde dışa vurulabiliyor.
Son yıllarda gençler arasında işlenen ağır şiddet olayları ve cinayetlerde ortak bazı noktalar dikkat çekiyor:
- Uzun süreli akran zorbalığı geçmişi
- Sosyal izolasyon
- Psikolojik destek eksikliği
- Şiddeti normalleştiren çevrimiçi içerikler
Bu noktada yalnızca bireyi değil, sistemi de sorgulamak gerekiyor. Okullar, aileler ve dijital platformlar çoğu zaman bu sinyalleri ya çok geç fark ediyor ya da tamamen göz ardı ediyor.
Incel Kavramı Nedir?
Incel kelimesi, İngilizce “involuntary celibate” yani “istemsiz bekâr” ifadesinden geliyor. Başlangıçta yalnızlık yaşayan bireylerin duygularını paylaşmak için kullandığı bu kavram, zamanla çok daha karanlık bir anlama büründü.
Günümüzde incel toplulukları genellikle;
- Kadınları suçlayan,
- Toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı duran,
- Kendi başarısızlıklarını dış faktörlere yükleyen
bir bakış açısını benimsiyor. Bu gruplar, özellikle sosyal medya ve forumlar aracılığıyla birbirlerini besleyen bir öfke kültürü oluşturuyor.
Incel Kültürü ve Şiddet İlişkisi
Incel ideolojisinin en tehlikeli yanı, bireysel hayal kırıklıklarını kolektif bir nefrete dönüştürmesi. Bazı incel topluluklarında;
- Kadın düşmanlığı,
- Şiddetin meşrulaştırılması,
- Kendini “kurban” olarak görme
çok yaygın.
Ne yazık ki dünya genelinde bazı toplu saldırı ve cinayet vakalarının failleri, kendilerini açıkça incel olarak tanımlamış durumda. Bu durum, incel kavramının artık yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda toplumsal bir güvenlik sorunu hâline geldiğini gösteriyor.
Bu Noktaya Nasıl Gelindi?
Gençler arasında artan şiddet ve incel düşüncesinin yayılmasında birkaç temel faktör öne çıkıyor:
- Dijital yalnızlık: Sosyal medya kalabalık ama derin bağlardan yoksun bir ortam yaratıyor.
- Gerçekçi olmayan beklentiler: Sürekli “mükemmel hayatlar” gören gençler, kendilerini yetersiz hissedebiliyor.
- Duygusal eğitim eksikliği: Öfke, reddedilme ve hayal kırıklığıyla sağlıklı baş etme yolları öğretilmiyor.
- Toplumsal cinsiyet rolleri: Erkeklerin duygularını bastırması, yardım istemesinin zayıflık olarak görülmesi büyük bir sorun.
Çözüm Ne Olabilir?
Bu sorunların çözümü tek bir adımdan ibaret değil. Ancak bazı temel yaklaşımlar umut verici olabilir:
- Okullarda zorbalıkla mücadele programlarının güçlendirilmesi
- Gençlere duygusal farkındalık ve empati eğitimi verilmesi
- Ailelerin yargılamadan dinlemeyi öğrenmesi
- Sosyal medyada nefret söylemine karşı daha etkili denetimler
- Psikolojik destek hizmetlerinin erişilebilir hâle gelmesi
En önemlisi de gençlerin görülmeye, duyulmaya ve anlaşılmaya ihtiyaç duyduğunu unutmamak.
Sonuç
Bu konular hakkında yazarken tarafsız olmaya çalışsam da, bir yetişkin ve bir anne olarak bu yaşananları yalnızca istatistik ya da haber başlığı olarak görmenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Zorbalığa maruz kalan ya da kendini toplumdan dışlanmış hisseden her genç, aslında bize bir şey anlatmaya çalışıyor. Görülmek, anlaşılmak ve değerli hissetmek istiyor.
Bazen küçük bir ilgi, yargılamadan dinlenen bir cümle ya da zamanında uzatılan bir yardım eli, çok daha büyük felaketlerin önüne geçebilir. Bu yüzden sorumluluk yalnızca gençlerde değil; ailelerde, eğitim sisteminde, medyada ve hepimizde.
Eğer bu yazı, tek bir kişinin bile çevresine daha dikkatli bakmasına, bir genci daha ciddiye almasına vesile olursa, amacına ulaşmış sayarım.
Kaynakça (Genel Okuma ve Araştırmalar)
- Dünya Sağlık Örgütü (WHO) – Gençlik ve Şiddet Raporları
- UNICEF – Akran Zorbalığı ve Ergen Ruh Sağlığı
- BBC & The Guardian – Incel Kültürü Üzerine Analiz Yazıları
- APA (American Psychological Association) – Ergenlik, Zorbalık ve Şiddet Araştırmaları
