Bruce Willis denildiğinde akla çoğu zaman sert bakışlı, az konuşan ve tehlikenin ortasına hiç düşünmeden giren karakterler geliyor. Glass ise oyuncunun bu imajını bambaşka bir zemine taşıyor. Burada karşımızda dünyayı kurtarmaya çalışan geleneksel bir aksiyon kahramanı değil, yıllar önce olağanüstü güçlere sahip olduğunu keşfetmiş David Dunn var.
M. Night Shyamalan'ın 2000 yapımı Unbreakable ile başlattığı hikâye, Split sonrasında Glass ile beklenmedik bir noktada birleşiyor. David Dunn, Kevin Wendell Crumb ve Elijah Price aynı hikâyenin içinde karşı karşıya gelirken film de süper kahraman kavramını alışılmışın dışında bir perspektifle ele alıyor.
Bruce Willis'in David Dunn karakterine yeniden dönmesi, filmin nostaljik tarafını güçlendirirken aynı zamanda karakterin yıllar içinde ne kadar değiştiğini de gösteriyor. David artık sahip olduğu güçlerin farkında. Fakat hâlâ sakin, mesafeli ve mümkün olduğunca göz önünde olmaktan uzak duruyor.
Tam da bu nedenle Glass, yalnızca üç karakterin karşılaşmasını anlatan bir devam filmi değil. Aynı zamanda David Dunn'ın hikâyesine yapılan geç kalmış bir veda niteliğinde.
David Dunn yeniden karşımızda
Bruce Willis, Glass filminde David Dunn rolünü yeniden üstleniyor. Ancak bu kez karşımızdaki David, Unbreakable filmindeki adamdan biraz daha farklı.
Aradan geçen yıllar David'i daha deneyimli ve daha kararlı biri hâline getirmiştir. İnsanüstü gücünü artık inkâr etmiyor ve sahip olduğu yetenekleri insanları korumak için kullanıyor.
Özellikle suçluların peşine düşmesi, David'in kendi kimliğini kabullenmeye başladığını gösteriyor. Fakat karakter hâlâ Bruce Willis'in oyunculuğuyla özdeşleşen o sakin ve mesafeli yapısını koruyor.
David fazla konuşmuyor. Duygularını büyük monologlarla anlatmıyor. Çoğu zaman yalnızca bakışlarıyla tepki veriyor.
Bu nedenle Bruce Willis'in Glass performansını değerlendirirken filmin bilinçli olarak tercih ettiği minimal oyunculuk tarzını göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Süper kahraman mı, yoksa sıradan bir insan mı?
Glass filminin en ilginç taraflarından biri, David Dunn'ın kendisini nasıl gördüğü.
David gerçekten bir süper kahraman mı?
Yoksa insanların olağanüstü olarak gördüğü şeyler, aslında onun kendine özgü fiziksel özelliklerinden mi ibaret?
Film boyunca bu soruların cevabı sürekli değişiyor. Shyamalan, izleyicinin karakterlere bakış açısını sorgulamasını istiyor.
David Dunn'ın fiziksel gücü, Kevin Wendell Crumb'ın farklı kişilikleri ve Elijah Price'ın olağanüstü zekâsı bir araya geldiğinde ortaya klasik bir çizgi roman hikâyesinden çok daha farklı bir tablo çıkıyor.
Burada süper kahramanlık, kostümlerden veya büyük savaşlardan ziyade insanın kendisini nasıl tanımladığı üzerinden ele alınıyor.
Bruce Willis ve Samuel L. Jackson'ın buluşması
Glassın en önemli noktalarından biri de Bruce Willis ile Samuel L. Jackson'ın yıllar sonra aynı hikâyede yeniden buluşması.
David Dunn ve Elijah Price arasındaki ilişki, Unbreakableın en güçlü taraflarından biriydi. Biri fiziksel olarak olağanüstü güçlü, diğeri ise fiziksel açıdan son derece kırılgan ama olağanüstü zekâya sahipti.
Elijah'ın David'e olan ilgisi yalnızca bilimsel bir merak değildi. David'in varlığı, Elijah'ın dünyaya bakışını değiştirmişti.
Glass bu ilişkiyi yeniden gündeme getirirken üçüncü bir unsur ekliyor: Kevin Wendell Crumb.
Böylece David, Elijah ve Kevin aynı hikâyenin parçaları hâline geliyor.
Kevin Wendell Crumb ve David Dunn karşı karşıya
James McAvoy'un canlandırdığı Kevin Wendell Crumb, Split filminin merkezindeki karakterdi. Farklı kişilikleri ve özellikle "The Beast" olarak bilinen kişiliği, David Dunn için yeni ve sıra dışı bir tehdit oluşturuyor.
Bu noktada Glass, iki karakter arasında ilginç bir karşıtlık kuruyor.
David'in gücü fiziksel dayanıklılığından geliyor.
Kevin'in gücü ise dönüşümünden ve kontrol edilemeyen kişiliklerinden.
Elijah ise bu iki karakterin arasında adeta satranç oynayan kişi konumunda.
Filmin ismi de burada anlam kazanıyor: Glass.
Elijah Price'ın kırılgan bedeni, filmin temel metaforlarından birine dönüşüyor. Kırılganlık ve güç, film boyunca sürekli karşı karşıya geliyor.
Filmin en büyük sorusu
Glassın belki de en önemli sorusu şu:
İnsanların olağanüstü olduğuna inanmak için gerçekten kanıta ihtiyacımız var mı?
Film, süper kahraman hikâyelerinin temelindeki "kahraman" ve "kötü adam" kavramlarını sorguluyor.
David Dunn iyi tarafta, Elijah Price kötü tarafta gibi görünse de işler bu kadar basit değil.
Elijah'ın asıl amacı, dünyaya olağanüstü insanların var olduğunu kanıtlamak. David ise insanların kurtarılabileceğine inanıyor. Kevin ise kendi zihninin ve bedeninin kontrolüyle mücadele ediyor.
Üç karakterin motivasyonları birbirinden oldukça farklı olsa da hepsi bir şekilde kim olduklarını anlamaya çalışıyor.
Bruce Willis'in performansı neden önemli?
Bruce Willis'in kariyerinde Glass, klasik aksiyon filmlerinden oldukça farklı bir yerde duruyor.
Oyuncunun kariyeri boyunca Die Hard gibi yüksek tempolu aksiyon filmlerinden romantik dramalara kadar birçok farklı türde rol gördük. Ancak David Dunn, Bruce Willis'in daha sessiz ve kontrollü performanslarından biri.
Burada oyunculuğun gücü, büyük hareketlerden ziyade karakterin taşıdığı ağırlıkta ortaya çıkıyor.
David Dunn yıllar boyunca yaşadığı olayların ardından artık kim olduğunu biliyor. Bu nedenle karakterin sessizliği bir boşluk değil; aksine bir kabulleniş hissi yaratıyor.
Bruce Willis'in sakin oyunculuğu da bu karaktere uygun düşüyor.
Glass herkese hitap eden bir süper kahraman filmi değil
Glassı izlerken en önemli noktalardan biri beklentileri doğru ayarlamak.
Film, Marvel veya DC tarzı klasik bir süper kahraman yapımı değil. Büyük savaşlar, devasa efektler veya sürekli aksiyon bekleyen izleyiciler için alışılmışın dışında bir deneyim sunuyor.
Shyamalan daha çok psikoloji, kimlik ve inanç kavramlarıyla ilgileniyor.
Bu yüzden Glassı bir aksiyon filminden ziyade psikolojik bir süper kahraman draması olarak değerlendirmek daha doğru olabilir.
Özellikle Unbreakable ve Split filmlerini izlemiş olanlar için Glass, bu iki hikâyeyi bir araya getiren tamamlayıcı bir bölüm niteliğinde.
Sonuç: David Dunn'ın hikâyesine veda
Glass, kusursuz bir film olmayabilir. Ancak Bruce Willis'in David Dunn karakterine yeniden hayat vermesi açısından önemli bir yapım.
David Dunn'ın hikâyesi, klasik süper kahraman anlatılarından farklı olarak sessiz bir adamın kendi içindeki gücü keşfetmesini anlatıyordu.
Unbreakable ile başlayan bu yolculuk, Split ile genişledi ve Glass ile son noktaya ulaştı.
Bruce Willis'in David Dunn'ı ise bu üçlemenin en sakin ama en etkileyici karakterlerinden biri olarak akıllarda kalıyor.
Belki de David'in hikâyesinin en güzel tarafı şu:
Kahraman olmak için pelerin giymek gerekmiyor. Bazen kahramanlık, yalnızca sahip olduğun gücü başkalarını korumak için kullanmayı seçmekten ibaret.
Ve David Dunn'ın hikâyesi tam olarak bunun üzerine kuruluydu.
Bu arada Bruce Willis' in hastalığına çok üzüldüğümü de eklemek istiyorum. Neyse ki yanında onu seven ve ilgilenen bir ailesi var .
Bu filmler de ilginizi çekebilir:
