Tatil Dönüşü Neden Pek Çok Çift Boşanma Kararı Alıyor?

11 yıl önce blog yazmaya başladığımda, kızım henüz bebekti, oğullarım ise yuva ve ilkokuldaydı. Gece 4' te uyanıp yazı yazdığımı hatırlıyorum. Beş kişilik bir ailenin işleri, çocukların okulları, bahçe işleri ve o zamanlar yoğun olarak yaptığım spor dahi beni yazmaktan alıkoyamıyordu. Son bir yıldır ne değişti bilmiyorum ama çok tembelleştim yazma konusunda. 

Daha çok zamanım var eskiye göre çok daha rahat çalışabileceğim kendime ait odam var ama nedense bir isteksizlik var içimde. Hep bu da geçici bir dönem diyerek kendimi avutuyorum ama umarım öyledir. Sosyal medyanın yüz karası olduğumu zaten hep yazıyorum🙀

Neyse sızlanmayı bırakayım da son günlerde televizyonda izlediğim bir konudan bahsedeyim. Konu ilgimi çekince biraz psikoloji sayfalarında konuyu araştırdım ve yazmaya karar verdim.

Tatil Dönüşü Neden Pek Çok Çift Boşanma Kararı Alıyor?

Yaz tatili denince akla genellikle deniz, güneş, dinlenmek ve birlikte geçirilen keyifli zamanlar geliyor. Oysa bazı çiftler için tatil, ilişkinin en zor sınavlarından birine dönüşebiliyor.

Uzun süredir ertelenen konuşmalar, paylaşılmayan sorumluluklar, iletişim problemleri ve duygusal uzaklık; günlük hayatın yoğunluğu içinde bir süre görünmez kalabiliyor. İşe, çocuklara, ev işlerine ve sosyal hayata dağılan dikkat, çiftlerin birbirleriyle yaşadığı sorunları arka plana itebiliyor.

Sonra tatil geliyor.

Ve bir anda çiftler günün büyük bölümünü birlikte geçirmeye başlıyor.

İşte tam bu noktada, tatilin ilişkiyi bozduğu değil, ilişkide zaten var olan sorunları daha görünür hâle getirdiği söylenebilir.

Tatil, ilişkinin üzerindeki “günlük hayat perdesini” kaldırıyor

Normal bir iş gününü düşünelim.

Sabah işe yetişme telaşı, çocukların okulu, toplantılar, trafik, ev işleri, telefonlar ve akşam yorgunluğu…

Çiftler bazen bütün gün aynı evde olmalarına rağmen birbirleriyle gerçek anlamda çok az zaman geçiriyor.

Tatil ise bu düzeni bir anda değiştiriyor. Çiftler daha fazla baş başa kalıyor, birlikte karar almak zorunda kalıyor ve birbirlerinin davranışlarıyla daha uzun süre karşılaşıyor.

Bu durum sağlıklı bir ilişkide yakınlığı artırabilir. Nitekim araştırmalar, birlikte yapılan yenilikçi ve keyifli tatil deneyimlerinin çiftlerde ilişki doyumu, romantik tutku ve yakınlıkla ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Ancak ilişkinin altında ciddi problemler varsa aynı yakınlık tam tersine çatışmayı artırabiliyor.

Çünkü artık kaçacak bir meşguliyet kalmıyor.

“Tatil bizi birbirimize yaklaştırır” beklentisi

Tatilin bir başka özelliği de çiftlerin ondan çok şey beklemesi.

“Biraz uzaklaşsak her şey düzelir.”

“Baş başa kalırsak yeniden birbirimizi buluruz.”

“Bu tatil bize iyi gelecek.”

Bu beklentiler bazen gerçekçi olmayabiliyor.

Bir ilişkinin temelindeki iletişim sorunlarını, güvensizliği veya uzun süredir devam eden kırgınlıkları birkaç günlük bir otelin, güzel bir restoranın ya da deniz manzarasının ortadan kaldırması mümkün olmayabilir.

Hatta tatil beklentisi ne kadar yüksekse hayal kırıklığı da o kadar büyük olabilir.

Çift, tatilden “yenilenmiş” dönmeyi beklerken kendisini daha da uzaklaşmış bulabilir.

Küçük tartışmaların altında büyük sorunlar olabilir

Tatil sırasında tartışmalar genellikle çok basit bir konuyla başlayabilir:

“Sen hiç yardım etmiyorsun.”

“Nereye gideceğimize yine ben karar verdim.”

“Çocuklarla bütün gün ben ilgileniyorum.”

“Sen tatilde bile telefonundan ayrılmıyorsun.”

“Benim ne istediğimi hiç düşünmüyorsun.”

Asıl mesele ise çoğu zaman restoranın seçimi, otel odası ya da gezilecek yer değildir.

Bu tartışmalar, ilişkideki daha derin bir sorunun işareti olabilir:

“Bu ilişkide yükü yalnız taşıyorum.”

“Önemsenmediğimi hissediyorum.”

“Beni dinlemiyorsun.”

“Artık seninle kendimi yakın hissetmiyorum.”

Nitekim aile tatili kararları üzerine yapılan araştırmalar da tatil planlamasının çiftler arasında çatışma ve uzlaşma gerektiren bir süreç olduğunu gösteriyor.

Tatilde “eşitlik” meselesi daha görünür hâle geliyor

Özellikle çocuklu çiftlerde tatilin gerçekten dinlenme olup olmadığı önemli bir konu.

Çocukların hazırlanması, yemek, bavullar, ihtiyaçların takip edilmesi, aktivitelerin planlanması ve gün boyunca çocuklarla ilgilenmek çoğu zaman eşit paylaşılmayabiliyor.

Bir taraf tatili dinlenme fırsatı olarak yaşarken diğer taraf kendisini “ev işlerinin başka bir yerde devam ettiği” bir dönemde hissedebilir.

Bu da şu duyguyu yaratabilir:

“Ben seninle tatile çıkmadım; senin ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için başka bir yere geldim.”

Bu his biriktikçe tatil, ilişkinin sorunlarını çözmek yerine onları büyütebilir.

Para tartışmaları da tatilin görünmeyen streslerinden biri

Tatil aynı zamanda bütçeyle ilgili kararların yoğunlaştığı bir dönemdir.

Otel, uçak, restoranlar, alışveriş, çocukların harcamaları, aktiviteler…

Para konusunda farklı alışkanlıkları olan çiftlerde bu durum ciddi gerilim yaratabilir.

Bir taraf “Biraz da hayatı yaşayalım” derken diğer taraf “Bu kadar para harcamaya gerek yok” diyebilir.

Aslında tartışılan yalnızca para değildir.

Para; güvenlik, özgürlük, kontrol, öncelikler ve gelecek planlarıyla da ilgilidir.

Dolayısıyla tatilde ortaya çıkan bir harcama tartışması, çiftin yıllardır çözemediği daha büyük bir ekonomik veya duygusal çatışmanın yüzeye çıkmasına neden olabilir.

Peki neden boşanma kararı tatilden sonra geliyor?

Burada önemli bir ayrım var:

Tatil sırasında yaşanan sorun ile boşanma kararının zamanı aynı şey değildir.

Bazı çiftler boşanmayı aslında uzun zamandır düşünüyordur.

Ancak çocukların tatilini bozmamak, aile programını aksatmamak veya önemli bir dönemi birlikte geçirmek için kararlarını erteleyebilirler.

Yaz sona erip çocuklar okula döndüğünde ve günlük hayat yeniden başladığında ise ertelenen karar daha görünür hâle gelebilir.

Hukuk alanındaki uzmanların gözlemleri de yaz tatili sonrasında boşanma ve ayrılık başvurularında artış görülebildiğine işaret ediyor. Ancak bu durumun “tatil boşanmaya neden oluyor” şeklinde yorumlanmaması gerekiyor; çoğu zaman tatil öncesinde mevcut olan sorunlar ve ertelenmiş kararlar söz konusu.

Üstelik araştırmalar, boşanma başvurularının yıl içinde tek bir döneme sıkışmadığını; bazı çalışmalarda yaz sonu dışında ilkbaharda da artışlar görüldüğünü gösteriyor. Bu nedenle “Eylül kesinlikle boşanma ayıdır” demek bilimsel açıdan fazla iddialı olur.

Tatil ilişkinin sonunu mu getiriyor, yoksa gerçeği mi gösteriyor?

Belki de en doğru soru bu.

Çünkü iyi giden bir ilişkide tatil çoğu zaman yakınlaşmak için önemli bir fırsat olabilir. Birlikte yeni deneyimler yaşamak, günlük rutinden uzaklaşmak ve baş başa kalmak ilişkiyi güçlendirebilir.

Ancak ilişkinin temelinde uzun süredir devam eden sorunlar varsa tatil, bu sorunların üzerini örtemeyebilir.

Hatta tam tersine, onları daha görünür hâle getirebilir.

Bu nedenle tatil dönüşünde ortaya çıkan “Artık böyle devam edemem” düşüncesini yalnızca tatilde yaşanan birkaç tartışmayla açıklamak doğru olmayabilir.

Belki de tatil, zaten uzun süredir sorulan bir soruya verilen son cevaptır:

“Biz gerçekten iyi miyiz?”

Tatil dönüşünde boşanma kararı almadan önce ne yapılabilir?

Her tartışma boşanma anlamına gelmez.

Tatil dönüşünde yaşanan yoğun duyguların hemen ardından kesin karar vermek yerine, çiftlerin önce şu sorulara bakması faydalı olabilir:

  • Bizi asıl tartıştıran konu neydi?
  • Bu sorun sadece tatilde mi ortaya çıktı?
  • Son bir yıldır ilişkimizde kendimizi nasıl hissediyoruz?
  • Sorumlulukları adil paylaşıyor muyuz?
  • Birbirimizi gerçekten dinliyor muyuz?
  • Birbirimize karşı hâlâ merak, şefkat ve saygı hissediyor muyuz?
  • Aynı sorunları tekrar tekrar yaşayıp hiçbir şeyi değiştirmiyor muyuz?

Bazen cevaplar ilişkinin onarılabileceğini gösterir.

Bazen de çiftin gerçekten farklı bir yola gitmesi gerektiğini.

Her iki durumda da önemli olan, kararın yalnızca bir tatilin yarattığı öfke veya hayal kırıklığıyla değil, ilişkinin bütününe bakılarak verilmesidir.

Sonuç: Tatil boşanmanın nedeni değil, bazen bir aynadır

Tatilin çiftleri boşanmaya “sürüklediğini” söylemek fazla basit olur.

Asıl mesele çoğu zaman tatilin kendisi değil; tatilin çiftlere birbirleriyle daha fazla ve daha kesintisiz zaman geçirme fırsatı vermesidir.

Günlük hayatın gürültüsü sustuğunda bazı çiftler birbirlerini yeniden bulur.

Bazıları ise uzun zamandır görmezden geldikleri problemlerle ilk kez bu kadar açık biçimde karşılaşır.

Bu nedenle tatil dönüşünde alınan boşanma kararını yalnızca “tatilde kavga ettiler” şeklinde okumamak gerekir.

Bazen bir ilişki tatilde bitmez.

Sadece tatilde, aslında ne kadar zamandır bitmek üzere olduğu daha net anlaşılır.

Doğrusunu söylemem gerekirse, çocuklar küçükken tatil benim için daha çok yorgunluk oluyordu çünkü alışılmış düzenin dışına çıkan çocuklar problemli olabiliyor. Şimdi çok daha rahatız ve gittiğimiz yerden daha çok keyif alabiliyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Çevrenizde gözlemlediğiniz benzer durumlar var mı? Yorumlarda paylaşırsanız sevinirim. 

Bu konular da ilginizi çekebilir:

Yapay Zek Bloglarım Hakkında Ne Düşünüyor

Gençler Arasında Zorbalık, Şiddet ve Incel Kavramı

Yorum Gönder

Yorumlara link eklemeyiniz tıklanabilir link olan yorumlar yayınlanmaz. Please do not add your links in the comments; they will not be published. And please write only in Turkish, English and German.

Daha yeni Daha eski