“Inkheart / Tintenherz” — Kitaplardan Sinemaya

Bazı filmler vardır, daha ilk dakikasında izleyiciye şunu düşündürür: “Keşke böyle bir güç gerçekten var olsaydı.” Inkheart tam da böyle bir fikir üzerine kurulu. Bir kitabı sesli okuduğunuzda içindeki karakterler gerçek dünyaya çıkabiliyor. Ama her mucizenin bir bedeli var. Bu büyülü fikir, filmi hem heyecanlı hem de hüzünlü bir noktaya taşıyor. Kitaplar hakkında yazdığım yazıyı Tintenherz-Tintenblut-Tintentod-Heyecanlı Bir Üçleme başlığında okuyabilirsiniz.

Film, kitaplara tutkuyla bağlı bir baba olan Mo ile kızı Meggie’nin hikâyesini anlatıyor. Mo’nun sesi sıradan bir ses değil. O okuduğunda kelimeler hayat buluyor. Fakat bu yetenek bir lütuf olduğu kadar bir lanet. Geçmişte yaptığı bir okuma, ailesinin hayatını altüst etmiş ve kötü karakter Capricorn’un gerçek dünyaya geçmesine sebep olmuştur. Yıllar sonra baba ve kız, hem geçmişin hatalarını düzeltmek hem de kaybettiklerini geri kazanmak için zorlu bir yolculuğa çıkar.

Filmin en güçlü tarafı hiç kuşkusuz fikri. Kitapların yaşayan, nefes alan dünyalar olduğu düşüncesi özellikle kitap okumayı sevenler için çok etkileyici. Çocukluğumuzda okuduğumuz hikâyelerin kahramanlarının gerçek olabileceğini hayal etmek bile insanı heyecanlandırıyor. Bu yönüyle film, izleyiciye nostaljik bir duygu da veriyor.

Oyuncu kadrosu da dikkat çekici. Brendan Fraser sıcak ve koruyucu bir baba figürü çizerken, Helen Mirren karizmatik ve güçlü bir karakter olarak filme ağırlık katıyor. Kötü karakter Capricorn ise masalsı bir evrenden çıkmış olmasına rağmen oldukça karanlık bir enerjiye sahip. Ancak film, bu karakterlerin derinliğini tam anlamıyla işleyemiyor. Hikâye zaman zaman yüzeysel ilerliyor ve duygusal yoğunluk olması gerektiği kadar güçlü hissedilmiyor.

Görsel atmosfer masalsı bir hava yaratmaya çalışsa da bazı sahnelerde bütçe ve efektler kendini belli ediyor. Buna rağmen film, ailece izlenebilecek, sürükleyici ve yer yer duygusal bir macera sunuyor. Özellikle genç izleyiciler için hayal gücünü besleyen bir yapım.

Inkheart kusursuz bir fantastik film değil. Ancak kitap sevgisini merkeze alan nadir yapımlardan biri olması onu özel kılıyor. Eğer hikâyelerin gücüne inanıyorsanız ve kelimelerin dünyayı değiştirebileceğini düşünüyorsanız, bu film size sıcak bir akşamda eşlik edebilir. Bazen bir hikâye sadece okunmaz, hissedilir. Inkheart da tam olarak bunu hatırlatıyor. Ben kitapları daha çok sevdim çünkü hayagücünüzün sınırlarını zorluyor okurken ve dilediğiniz gibi hayal edebiliyorsunuz.

Yorum Gönder

Yorumlara link eklemeyiniz tıklanabilir link olan yorumlar yayınlanmaz. Please do not add your links in the comments; they will not be published. And please write only in Turkish, English and German.

Daha yeni Daha eski