Serinin İçinde Farklı Bir Yerde Duruyor
Katrine Engberg’in Jeppe Kørner serisini okuyan biri olarak Glasflügel’in, serinin önceki kitaplarından biraz daha farklı bir yerde durduğunu düşünüyorum. Krokodilwächter’te daha çok gizem ve karakter tanıtımı ön plandayken, Blutmond’da gerilim ve psikolojik baskı daha hissedilir hâle gelmişti. Glasflügel ise bana göre serinin en karanlık ve en rahatsız edici kitabı.
Cinayetten Çok Daha Fazlası
Hikâyenin Kopenhag’ın en eski çeşmelerinden birinde bulunan cesetle başlaması, beni ilk anda oldukça etkiledi. Önceki kitaplarda suç daha kapalı alanlarda ve belirli çevrelerde işlenirken, bu kez olayın şehrin tam ortasında gerçekleşmesi, “bu herkesin başına gelebilir” duygusunu güçlendiriyor. Bu açıdan Glasflügel, bana daha gerçek ve daha sert geldi.
Jeppe Kørner’in Yalnız Yürüyüşü
Serinin önceki kitaplarında Jeppe ve Anette arasındaki dengeyi okumayı sevmiştim. Glasflügel’de Anette’nin bebeği nedeniyle soruşturmanın dışında kalması, Jeppe’yi hem mesleki hem de duygusal olarak daha yalnız bırakıyor. Açıkçası bu durum, Jeppe’nin karakterini daha yakından tanımamı sağladı. Onun kararsızlıkları, iç konuşmaları ve yükü daha görünür hâle gelmiş.
“İyilik” Kavramının Sorgulanışı
Glasflügel’i serinin diğer kitaplarından ayıran en önemli nokta, bana göre ele aldığı tema. Yardıma muhtaç gençler için kurulmuş bir kurumun karanlık yüzü, beni okurken sık sık durup düşünmeye itti. Krokodilwächter ve Blutmond’da bireysel suçlar ön plandayken, bu kitapta sistemin ve yetişkinlerin “iyi niyet” adı altında ne kadar zarar verebileceği sorgulanıyor.
Esther de Laurenti’nin Sessiz Gücü
Esther de Laurenti, seride giderek daha önemli bir yere oturuyor. Önceki kitaplarda daha arka planda kalan bu karakter, Glasflügel’de hikâyeye ciddi bir duygusal ağırlık katıyor. Onun varlığı bana hikâyeyi sadece bir polisiye olarak değil, insan hikâyeleri bütünü olarak okuttu. Esther’in olduğu bölümler sessiz ama etkisi uzun süre kalan sahnelerdi.
Tempo ve Okuma Deneyimi
Serinin önceki kitaplarına kıyasla Glasflügel’de tempo bana daha ağır geldi. Ancak bu yavaşlık beni rahatsız etmedi; aksine konunun ağırlığıyla uyumlu buldum. Gerilim bağırmıyor, yavaş yavaş içe işliyor. Bu yönüyle kitap, hızlı polisiye sevenlerden çok, atmosfer ve karakter derinliği arayanlara hitap ediyor.
Seri kitaplarda konuyla karakterler birbiriyle kaynaşıyor bir süre sonra ve bu serileri daha okunur hale getiriyor. Hem konuyu hem de karakterlerin başına gelecekleri merak ediyorsunuz, bu da çifte heyecan katıyor.
Genel Düşüncem
Glasflügel, benim için Jeppe Kørner serisinin en zor ama en düşündürücü kitabı oldu. Diğer kitaplara göre daha karanlık, daha sorgulayıcı ve duygusal açıdan daha ağır. Seriyi sırayla okuyan biriyseniz, bu kitabın etkisinin daha güçlü olacağını düşünüyorum. Sadece bir cinayetin çözümünü değil, “koruma”, “şefkat” ve “sorumluluk” kavramlarını da sorgulatan bir roman.
Serinin tüm kitapları:
Krokodilwächter
Blutmond
Glasflügel
Das Nest
Wintersonne
İlgilenenler için kitapların orjinal ve İngilizce isimleri ile Türkçe çevirilerini de araştırdım. 2. ve 3. kitapların Almanca ve İngilizce çeviri anlamı olarak bir karışıklık var ama yazarın sitesinde de bu şekilde olduğu için ben de bu haliyle aktardım.
