Güneşli Bir Günle Başlayan Karanlık
Das Nest’i okurken beni en çok sarsan şey, hikâyenin başlangıcı oldu. Nisan ayında, güneşli ve sıradan bir günde 15 yaşındaki Oscar’ın ortadan kaybolması, ilk başta “evden kaçma” ihtimaliyle açıklanmaya çalışılıyor. Ama ben daha ilk sayfalarda bunun o kadar basit olmadığını hissettim. Engberg, bu tezatı — güneşli bir gün ve giderek kararan bir hikâye — çok etkili kullanıyor.
Kayıp Bir Çocuk, Ağır Bir Sessizlik
Oscar’ın kayboluşu, romanda sadece bir soruşturma değil, aynı zamanda bir sessizlik hâli yaratıyor. Herkes bir şeyler bildiğini sanıyor ama kimse gerçekten konuşmuyor. Bir gencin cesedinin bir çöp yakma tesisinde bulunmasıyla birlikte hikâye bambaşka bir yöne evriliyor ve okurken içimdeki huzursuzluk giderek artıyor.
Jeppe ve Anette Yeniden Birlikte
Glasflügel’de Jeppe’nin yalnız yürüttüğü soruşturmadan sonra, Das Nest’te Anette Werner’in yeniden aktif olması bana iyi geldi. Jeppe ve Anette arasındaki denge, serinin en sevdiğim yanlarından biri. Bu kitapta da birbirlerini tamamlayan ama zaman zaman farklı düşünen iki insanı okumak, hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor.
Yeraltı Tünelleri ve Issız Adalar
Soruşturmanın yeraltı geçitlerine ve terk edilmiş adalara uzanması, Das Nest’i serinin atmosfer olarak en rahatsız edici kitaplarından biri hâline getiriyor. Kapalı, karanlık alanlar ve yalnız mekânlar, karakterlerin iç dünyasıyla birleşiyor. Bu bölümleri okurken sık sık durup nefes alma ihtiyacı hissettim.
Yalnızlık ve Aile Sırları
Bu kitapta beni en çok etkileyen tema yalnızlıktı. Engberg, yalnız insanları ve dışarıdan “normal” görünen ama içinde tuhaf ve ağır sırlar barındıran aileleri çok gerçekçi anlatıyor. Das Nest, bana bir çocuğun kayboluşunun ardında çoğu zaman görmezden gelinen ilişkilerin ve ihmallerin yattığını düşündürdü.
Tempo ve Duygusal Yük
Serinin diğer kitaplarına kıyasla Das Nest bana duygusal olarak daha ağır geldi. Tempo yine hızlı değil ama gerilim sessizce büyüyor. Final kısmına geldiğimde hikâye beni yormuş ama aynı zamanda tatmin etmişti.
Genel Düşüncem
Das Nest, Jeppe Kørner serisinin benim için en hüzünlü kitaplarından biri oldu. Klasik bir polisiye beklentisiyle okunduğunda şaşırtabilir; çünkü bu kitapta asıl mesele cinayetten çok, insanlar arasındaki kopukluklar. Karakter odaklı, karanlık ve düşündüren polisiyelerden hoşlananlar için kesinlikle güçlü bir okuma deneyimi.
Not: Bir önceki yayında (Glasflügel) serinin diğer dillere çevirisi ile ilgili bilgileri de bulabilirsiniz. Yazarlar hakkındaki bilgileri ise her zaman onlardan okuduğum ve yorumladığım ilk yayına ekliyorum.
Serinin tüm kitapları:
Krokodilwächter
Blutmond
Glasflügel
Das Nest
Wintersonne
